Rogue One: Bir Star Wars Hikayesi Film İncelemesi

, , 2 Yorum

Bir Star Wars hayranı olarak bloğumun ilk konuğu; uzun zamandır tatmayı beklediğimiz duyguları biz fanlara fazlasıyla yaşatan 'Rogue One' oldu...

Okuma Süresi: 3 Dakika
Feri Peri Kişisel Blog

'Star Wars' evreninin tüm özelliklerini taşıyan ve 1977'de çekilen filmin öncesinde gerçekleşen olayları konu eden Rogue One, hayranlarını oldukça memnun etmiş durumda. Karakterleri, film boyunca olayların geçtiği birbirinden farklı ve çeşitli gezegenleri, yine aynı şekilde bir çok değişik ırk ve canlı türü, tabii son olarak da Gareth Edwards gibi serinin hayranlarından olan bir yönetmenin ustaca dokunuşları sayesinde; Star Wars fanlarının yıllardır özlemle beklediği film olarak hafızalarda yerini almış bulunuyor.

(Spoiler başlıyor...)

Rogue One, Yıldız Savaşları'nın bir nevi referansı haline gelen başlangıçtaki "Uzun zaman önce, çok çok uzak bir galakside..." sözleri ile seyircinin dikkatine sunulan ve ardından ön söz mahiyetinde kayan yazılarla devam eden, hayranlarının çok sevdiği bu özelliğe sahip değil belki; ama kaliteli göndermeleri, belirli temellere oturtulmuş senaryosu, kendisinden yıllarca bahsettirecek savaş sahneleri ile gönüllerde taht kurmayı büyük ölçüde hak etmiş bir eser. Bir filmin sonunun nasıl biteceği aşikar iken; her şeyin başlangıcı, gelişme süreci ve bitişinden bir önceki sahnesi ancak bu kadar değer kazanabilir ve önemli olabilirdi herhalde...

Feri Peri Kişisel Blog

Tadına doyamayarak izlediğimiz filmin bütün ana karakterleri ölüyor neredeyse ve bu durum 'Rogue One'ı daha da bir güzel gösteriyor aslında. 'A New Hope'un (yeni bir umut) konusunu hatırlarsanız, galaksideki herhangi bir gezegeni sadece tek bir tuşla yok edebilecek olan 'Death Star'ın (ölüm yıldızı) sonunu hazırlayan planları çalınmış ve bu planlardaki küçük bir açıklık;  Luke Skywalker, Leia, Han Solo gibi baş kahramanların hikayesinin anlatıldığı filmde o devasa, mühendislik harikası icadın yok edilebilmesini sağlamıştı. İşte o planların ele geçirilebilmesi için canını ortaya koyan, evrenin belki de en karanlık günlerinde (cumhuriyetin çöküşü ve imparatorluğun başlaması ile tüm Jediların katledilmesi sonrası anlatılıyor arka planda) asilerden oluşan bir grup insanın sadece bir film ile parlayıp sönmek pahasına çabalarını izledik hem keyifle hem de hüzünle. 

Nasıl ki, galaksinin en kötü ve aynı zamanda en güçlü adamı efsanevi Sith lordu Darth Vader'ın sadece üç sahnede görünmesi bile ekranların gerisinde bizleri çığlıklara ve büyük hayranlık nidalarına boğmuş ise; Jyn Erso (Felicity Jones), Yüzbaşı Andor (Diego Luna), K-2SO (Alan Tudyk), Chirrut (Donnie Yen) ve diğer bütün Scarif gezegeninde ölen asi grubunun hayatlarının son buluşu da yanaklarımızdan sessiz ve gururlu yaş damlacıklarının süzülmesine sebep olmuş oldu.

Galen Erso rolündeki Mads Mikkelsen, 30 yıldır süre gelen tartışmanın sonlanmasına da katkıda bulundu bu film ile birlikte, bunu da es geçmemek lazım. Yıllarca hayranlar; nasıl olur da o koskoca 'Death Star', yok edilemez korkunç görüntüsünün ardında bu kadar komik bir zayıflık barındırır diyerek kendi aralarında sorular sorup yine cevapları teorilerinde aradılar. Karısının ölümüne ve küçük kızı Jyn'den ayrı düşmesine sebep olan imparatorluğa büyük bir kin beslemiş olan Galen Erso'nun dehasından hiç birimiz haberdar değildik oysaki. Sadece kızının anlayabileceği bir kod olan 'Stardust' (yıldız tozu) sayesinde ölüm makinesinin akıllara durgunluk verecek şekilde gizlenmiş zayıflığı bir gün yol edilmek üzere önce Jyn Erso'nun, ardından da filmin en iyi göndermelerinden birini bizlere yaşatarak CGI ile karşımıza çıkan Leia'nın eline geçti. 

Feri Peri Kişisel Blog

Her karakter sevildi açıkçası. İmparatorluk güçlerinden çalınan ve yeniden programlanan K-2SO'yu da o kadar sevdik ki; yaptığı espriler; siyah ya da beyazın olmadığı, griliğin hüküm sürdüğü bu çok uzak galakside biz izleyenlerin yüzlerine küçük gülücükler kondurdu...

Sevilmek, ya da ölesiye hayranlık duyulmak için sadece kırmızı ışın kılıcını sallaması ve o korkutucu hırıltısı yeten Darth Vader, R2D2 ve C-3PO'nun ufak tefek görünmeleri, Bail Organa'nın o ihtişamlı girişi ve Obi-Wan Kenobi göndermesi, filmin sonlarında Hammerhead Corvette (çekiçkafa savaş gemisi)'in koca koca kruvazörleri birbirine çarpıştırması, Red Five göndermesi (a new hope filminde Luke Skywalker'ın Death Star'ı yok etme girişiminde kullandığı isim idi), Anakin'in Dart Vader'a dönüştüğü lavlar içindeki gezegen Mustafar'ın kanlı canlı karşımıza tekrar çıkması, 4. filmin önemli bir mekanı olan Yavin IV'da asilerin toplanmış olması... Hepsi de muhteşem anlardı.

Feri Peri Kişisel Blog

Özetleyecek olursak; Rogue One: A Star Wars Story, serideki en iyi filmlerden biri olarak tarihe geçti, hatta belki de en iyisi olarak görüldü. Tozlu hatıralardaki bilgilerinizi tazeleyip filmin bir önceki hikayelerini izledikten sonra emin olun ki Rogue One'a bir şans vermek isteyeceksiniz. 40 yıllık bir maceraya dayanan bu muhteşem serüvenin hiç bilinmeyen ve tanınmayan kahramanlarını Rogue One ile keşfetmek gerçekten harika bir deneyim yaşatacaktır...

Tekrar tekrar izlemeniz ve keyif almanız dileğiyle...

Bu içerik Feri Peri » Kişisel Blog tarafından hazırlanmıştır...

2 yorum:

  1. heeeey aramızaaaaa hoşgeldiiiin, hem de güzel bir başlangıç yazısıylaaaa :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hoşbulduuuum y-) Çok mutlu ettin beni blogdaki ilk yazımı okuyarak, sen de hoşgeldin buralaraaaa :-h

      Sil

Birkaç Önemli Not:

1-Yorumlarınız benim için çok değerli. Bloğuma destek olmak adına olumlu-olumsuz yorum bırakabilirsiniz.
2- Profil üyeliğiniz olmasa bile Adı/Url sekmesini seçip kendi belirlediğiniz Url ya da isimle ve son olarak da Anonim profil seçeneği ile yorum yapabilirsiniz.
3- Öneri, görüş ve düşünceleriniz için "Feri Peri'ye Mektup" sayfası aracılığı ile mesaj gönderebilirsiniz...
4- Yorumunuza Smiley eklemek için, hemen alttaki linke tıklayarak beğendiğiniz bir ifadenin karşısındaki sembolleri kelimelerinizden sonra bir boşluk bırakarak yazabilirsiniz.

Yorumuna Smiley Eklemek İçin Tıkla