Arif V 216 Film İncelemesi: Yıldızlar Geçidi

, , 73 Yorum
Okuma Süresi: 4 Dakika
Feri Peri Kişisel Blog

Cem Yılmaz'ın son filmi Arif V 216 geçtiğimiz hafta kendinden bolca söz ettirerek sinema salonlarında gösterime girdi. G.O.R.A ve A.R.O.G filmlerinin ardından serinin üçüncü filmi olarak çekilen Arif V 216, hayranları tarafından aylardır merakla bekleniyordu.

Baş rollerinde ise, tabii ki Cem Yılmaz ve Ozan Güven var. "Muhteşem Yüzyıl" ve "Fi" dizilerinde ses getiren roller canlandırarak belirli bir hayran kitlesi edinmiş olan Ozan Güven kabul etmek gerekir ki, 216 rolü için biraz yaşlanmış. 13 yıl öncesinde G.O.R.A 'da bürünmüş olduğu makyaj ile bugünkü şartlardaki makyajı birebir aynıydı ama yine de "Robotlar bile yaşlanıyormuş demek ki..." dedirtti bana içimden.

Filmin kadrosuna, G.O.R.A ve A.R.O.G 'da da rol almış Özkan Uğur, Özge Özberk ile Zafer Algöz gibi ünlü oyuncuların yanı sıra yeni karakterler ve isimler de dahil olmuş durumdaydı. Farah Zeynep Abdullah (Ajda Pekkan), Seda Bakan (Pembe Şeker), Mert Fırat (Sadri Alışık), Kerem Alışık, Çağlar Çorumlu (Zeki Müren), Mustafa Sandal, Murat Arkın (Cüneyt Arkın); bu isimlerden sadece bazıları... Cüneyt Arkın'ı canlandıran Murat Arkın'ın da babasına gerçekten de çok fazla benzediğini söylemeden geçemeyeceğim...

Özellikle üzerinde durmak istediğim bir oyuncu da var aslında tüm bu kadro içerisinde. Hayat verdiği karakter misali bir güneş gibi parlayan; Çağlar Çorumlu nam-ı diğer Zeki Müren, kadraja girdiği ilk andan itibaren muhteşem bir oyunculuk sergiledi. İtiraf etmeliyim ki, tüm film boyunca izlemekten en keyif aldığım sahneler (tabii Zeki Müren'i de çok sevdiğim için) onun rol aldığı sahnelerdi...

Senaryonun, Cem Yılmaz'ın kaleminden çıktığının bilincinde, uzun yıllar hafızalarımdan silinmeyecek anlar yaşamış oldum. Zeki Müren hakkındaki bazı bölümlerin zamanında Trt belgeselinde gerçekten de yayımlanmış olduğunu öğrenince, sahnelerin gerçekçiliği de ayrı bir hoşuma gitmedi değil. Eminim filmi izleyenlerin büyük bir çoğunluğu da benim gibi düşünüyordur. Çağlar Çorumlu'nun performansı bir hayli beğenildi çünkü...

Feri Peri Kişisel Blog

Söz beğenmekten açılmışken; Arif V 216 hakkında, daha gösterime gireli neredeyse sadece bir hafta olmuşken çok şey yazıldı, çizildi. Kimileri hayal kırıklığına uğradı, kimileri de bir güldürü eserinden alabileceği en güzel hazları aldı izlerken. 

Ondan beklenildiği gibi, salt bir komedi olmadığı apaçık bir gerçek olsa da; prodüksiyon, oyunculuk ve 1960 kuşağının Yıldızlar Geçidi'ni seyircisine bu denli güzel sunabilmesi açısından bence izlemesi oldukça keyifli, çok iyi bir yerli film ortaya çıkarılmış...

Ben özellikle ikinci yarısında sürekli tebessüm ediyor ve müziklere, halimden bir hayli memnun, eşlik ediyordum. Sözünü ettiğim Yıldızlar Geçidi'nin başka oyuncular tarafından canlandırılması ile de olsa böylesi bir hikayenin içerisinde ön sırada yer almalarını seyrederken gözlerim kamaştı. Kimler yoktu ki; Zeki Müren, Filiz Akın, Cüneyt Arkın, Barış Manço, Ayhan Işık, Sadri Alışık, Ajda Pekkan... Sahneler, dekorlar, kıyafetler, müzikler... hepsi de o kadar tanıdık ve sıcaktı ki...

Spoilerlı film inceleme anlatımıma geçmeden önce şunu da söylemek isterim; Arif V 216, Cem Yılmaz'ın da belirttiği gibi, dramatik olaylardan ortaya çıkan komiklikler üzerine, geçmişi özlemle yad ederken günümüze de eleştiri getirmekten geri kalmayan, zekice işlenmiş bir mizah örneği idi, benim gözümde...

⇨ Spoiler başlıyor! ⇦

Cem Yılmaz'ın ne kadar zeki ve usta bir komedyen olduğunu elbette ki bilmeyenimiz yoktur. Yıllar geçtikçe yaşının da ona kattığı bir olgunluk ve güldürürken düşündürme eğilimi; bu son filminde de, bir komedi filmi olmasına rağmen oldukça hissediliyor.

Çok güldürmek için argoya fazlaca başvurmak yerine artık, daha çok düşündürmeye yönelik altı çizili cümleler serpiştirmekte filmlerine. Salt gülmekten ziyade, gördüklerim ve hissettiklerim doğrultusunda mutlu bir his ile sürekli tebessüm ettim diyebilirim film süresince...

Feri Peri Kişisel Blog

Filmin konusundan da biraz bahsetmem gerekecektir şu noktada sanırım:

Arif Işık isimli (Cem Yılmaz) baş karakterimiz G.O.R.A Prensesi Ceku ile evleneli yıllar geçmiş, hatta neredeyse boyuna yetişecek bir oğulları da olmuştur. Ceku ve oğlu G.O.R.A 'da hayatlarını sürdürmekte iken Arif'in de bir ayağı sürekli Dünya'dadır.

Bu sırada, ilk filmde uzaylılar tarafından kaçırıldıktan sonra çok iyi bir arkadaşlık kurduğu ikinci nesil on altıncı jenerasyon robotu 216, iade-i ziyaret mahiyetinde Dünya'ya, Arif'in yanına gelir. Pinokyo misali insan olmak istemektedir. Tabii, yıl 2017 senesidir. Irk ve mezhep çatışmalarından, soğuk düşmanlıklardan bir hayli etkilenmiş olan halk 216'yı aralarında istemez.

CIA, FBI, Mossad, MİT; sayılabilecek ne kadar istihbarat birimi var ise Arif'in kapısına dayanır. Karısının zaman makinesini kullanarak dostunu düştüğü bu cehennemden kurtarmak, onu G.O.R.A 'ya geri götürmek isteyen Arif karşısında 216'yı bulur. Robot arkadaşı geri dönmek istemez, aksine o insanlarla ne olursa olsun dost olmak ve onlar tarafından sevilmek istemektedir. Makineyi kullanarak kendisini ve Arif'i 1969 yılına, o naif İstanbul'a ışınlar.

Barındırdığı komedi unsurlarının büyük çoğunluğunun göndermeler üzerine kurulu olduğu film, Arif ve 216'dan Arif versus 216'ya yani Arif, 216'ya Karşı'ya döner; Batman V Superman şeklinde olduğu gibi.

1971 yapımı "Üç Arkadaş" filminde Hülya Koçyiğit'in canlandırdığı kör ve fakir ama gururlu genç kıza gönderme olarak seyirciye sunulan Pembe Şeker'e (Seda Bakan) hayranı olduğu Yeşilçam Sineması'nda da sıkça vuku bulduğu üzere aşık olan 216; onun gözlerini açtırmak uğruna Yeşilçam'ın klasik kötülerinden Besim (Zafer Algöz) karakteri ile iş birliği yapar. Besim, onun robot olduğunu öğrenmiştir ve 216 gibi birçok robot üreterek zenginliğine zenginlik katmak niyetindedir.

Feri Peri Kişisel Blog

216'yı fikrinden vazgeçiremeyen Arif, 2017'ye geri döner fakat bildiği, tanıdığı dünya, o eski halinden çok farklıdır. Arif ve Pembe Şeker'i (zaman makinesine kız basar yanlışlıkla) distopik, güzelim boğazının suları çekilip Kız Kulesi'nin kupkuru topraklar üzerinde çürümeyi beklediği bir İstanbul manzarası karşılar.

Bir sosyal deney nedeniyle Pembe Şeker karakterine büründüğü ve kör olmadığı anlaşılan Alev (Seda Bakan) ile Arif bu distopik gelecekte 216'yı bulurlar. Star Wars filmlerini aratmayacak ölçüde karanlık tarafa geçmiş olan 216 daha doğrusu 'Anakin Skywalker' ile karşılaşırlar. Tüm dünya o ve onun gibi robotların kontrolü altına girmiştir.

Arif, geleceğin bu şekilde olmasını engelleyebilmek için 1969'a geri döner ve asıl eğlence bu dakikadan sonra başlar.

1980 ve 90'ların daha o yıllarda henüz bestelenmemiş en hit şarkılarını (Kuzu Kuzu, Fındıkkıran, Onun Arabası Var ve daha birçok şarkı) Arif bizzat kendisi seslendirerek ülke gündemine bomba gibi düşer; Ajda Pekkan ile düet yapar, Zeki Müren'in henüz sadece tasarlanma aşamasındaki kostümlerini ondan önce giyerek onu çıldırtır, tüm gazetelere çıkar... 216'dan daha meşhur olmuştur ama tabii onun amacı robot dostunu geri kazanmaktır...

Olaylar, her sahnede daha da güldürerek temposu da gittikçe yükselerek ilerler...

Feri Peri Kişisel Blog

Eline oldukça zarif bir tabanca alıp hiç düsturunu bozmadan Arif'in peşinde, onun kıyafetlerini giyiyor olması dolayısı ile intikam almaya, muazzam kibarlıktaki Türkçesi ile ant içen bir Zeki Müren hayal edin...

Ya da, Kerem Alışık'ın Turist Ömer karakterinin esinlenildiği rolde, Sadri Alışık'ı canlandıran Mert Fırat'ın karşısına geçip o meşhur selamıyla veda ederken "Belki bir daha görüşemeyiz, baba, hakkını helal et!" dediği bu yürek burkan sahneyi...

Sadri Alışık'ın Turist Ömer tiplemesini gerçek bir kişiden esinlenerek oluşturduğu ve filmlerdeki şapkasını da aynı kişiden o zamanki parayla 2,5 liraya aldığı bilinmektedir...

Arif V 216'da yer alan göndermeler o kadar çok ki; Shining'ten Watchmen'e, Blade Runner'dan Çöpçüler Kralı'na, Elvis Presley'den Banker Bilo'ya, X Men'den Tchaikovsky'e... saymakla bitirilemeyecek kadar çok gönderme var film süresince.

Tabii en çok sevilen göndermeler de 1960'lı ve 70'li yılları bizzat yaşayıp da bu filmi izlerken o günleri hatırlayabilenler için... naif İstanbul'u ve naif halkını...naif bir Türkiye'yi...

Eğer sadece gülmek değil, aynı zamanda gayet güzel de bir Türk filmi izlemek istiyorsanız, Cem Yılmaz'ın Deadpool'a gönderme yaparak "4. Duvar'ı" yıktığı (hikayede yer alan karakterin, tüm olayların bir kurgudan ibaret olduğunun bilincinde olup bunu seyirciye hatırlatması durumu) bu son güldürüsü Arif V 216 'ya gidiniz ve izleyiniz, efendim...

Bu içerik Feri Peri » Kişisel Blog tarafından hazırlanmıştır...

73 yorum:

  1. Harikaaaaa, eline sağlık, dantel gibi işlenmiş bir anlatım bu. Zaten gidecektim, artık sayenizde katmerlendi bu isteğim. Kendi gençlik zamanlarımdan epey sahne seyredeceğim için de ayrıca heyecanlandım. :)
    Sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman siz çok keyif alırsınız :) İlk filmden çıktığımda, evet çok fazla gülmemiştim ama zaman geçip de sahneleri sindirince ve oyuncuların da röportajlarını izleyince aslında ince bir mizah yapma amacında olduklarını anladım :) Eskiler her zaman güzeldir :D
      İyi seyirler o zaman...

      Sil
  2. Bayağı ilginç bir filme benziyor, okuyunca yok yok dedim, her şey var Zeki Müren, Filiz Akın...(çok severim Filiz Akın'ı)görmek isterim. Çok güzel, ayrıntılı anlatmışsın, eline sağlık Feride'ciğim.

    Not: Senin mimi yaptım ha, yapmadım sanma...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Filiz Akın'ı ben de çok severim, çok güzel kadındı gençliğinde, hala da öyle :) Onu canlandıran oyuncu da yabancı mesela, konuşmasına dublaj yapmışlardı ama makyajı ile birlikte tıpatıp aynısı olmuştu maşallah :D
      Zeki Müren oyunculuğu ise bambaşkaydı. Zaten her şeyden önce oyunculuklar çok güzeldi...
      Teşekkür ederim yorumun için, Müjde Abla'cığım, umarım keyifle izlersin :)

      Sil
  3. Sizin de bahsettiğiniz gibi bu filmle alakalı bir çok yazı gördüm, Cem Yılmaz'ın filmlerini çok seven bir insan değilim, ön yargılarımı kırabilirsem izlemeyi düşünüyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de aslında komedi filmlerine karşı çoğunlukla ön yargılıyımdır, özellikle karakter komedisini zekice espriler yerine çok daha farklı yerlere çektikleri zaman izleyemiyorum...
      Genellikle G.O.R.A'daki kadar çok güldürmediği ve çok fazla anlaşılamayan gönderme olduğu için sevmemişler, lakin ben eve gelip de hakkında araştırma yapınca çok fazla emek verilmiş ve ince düşünülmüş bir sürü şeye rastladım ve filmi bir komedi filmi gibi değil de bütünüyle bir yerli yapım Türk filmi olarak gördüm ve sevmiş olduğumu anladım :)
      Umarım izlemeye karar verir ve izlersiniz... :)

      Sil
  4. Göndermeli bir film haa:))
    Bu aralar pek fırsatım olmasada bu filme gitmeyi istiyorum bakalım:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Göndermeler içinde yüzüyor diyebilirim :)
      Teşekkürler yorumun için, izlersen eğer şimdiden keyifli seyirler dilerim :)

      Sil
  5. öyle güzel bir anlatmışsın ki filme gitmiş kadar oldum gerçekten:) bende kardeşimle gideceğim o çok istiyor :) Emeğine sağlık canım benim bayıldım anlatımına :) en kısa zamanda gideceğiz meloşla inşallah :) sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim bu tatlı yorumun için :) Sizler için olabildiğince açık ve akıcı bir anlatım olmasını sağlamaya çalışıyorum, beğenmene çok sevindim :-h
      Keyifli seyirler dilerim, kardeşinle birlikte :D

      Sil
  6. aslında bu film gora ve arog'un karışımı gibi bişey olmuş.. tipik bir cem yılmaz filmi ama kendine özgü başarılı olmuş bir karakter edinmiş sinemada.. :) bu filmde cüneyt arkının oğlunun da oynadığını bilmiyordum,daha yeni sizde öğrendim.. :) ee yani gerçekten babasına biraz benziyo,babasının fotokopisi gibi.. :)) çok uzun detaylı bir film yorumu olmuş,emeğine sağlık.. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cüneyt Arkın'ın oğlu gerçekten çok benziyordu, bir de saçlarını da aynı şekilde yapmışlar ve makyajını da yerinde kullanmışlar, çok iyi bir canlandırmaydı :) Keza Zeki Müren de öyle...
      Kendi filmlerine de gönderme vardı çok; özellikle Gora ve Arog'dan... Önceki fimleri izleyip gitmek benim de hatıralarımı tazelemiş oldu :)
      Teşekkür ederim yorumunuz için :)

      Sil
  7. Film hakkında çok OLUMSUZ eleştiri duyuyorum ve bana görede (fragmanında izlediğim) pek de gora ve arog tadı vermiyor gibi :/ olay iyi yazılmış senaryo iyi olabilir ama mizah seviyesi düşük gibi gibi... İlaveten "4. duvar" olayı ilgimi çekti şuan filmde, "acaba nasıl olmuştur bu filmde?" dedim içimden, o sebeple bi merak uyandı filme dair içimde. :)

    emeklerin için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben gitmeden evvel hakkında hiçbir yorum okumadan gittim ki, düşüncem etkilenmesin. Sonrasında takip ettiğim kanallar ve yayınlar var; onları izleyip genel kanıyı öğrendim film ile ilgili. Olumsuz tarafları; G.O.R.A kadar iyi bir çıkış ve unutulmayacak esprilerden yoksun olmasıydı. İlk dakikadan son dakikaya kadar kahkaha atmıyorsunuz, tebessüm etmekle yetiniyorsunuz ama bir film geek'i olanları keyiflendirecek şekilde de sahneler ve güldürü vardı. Sevdiğim fimlere göndermeler gördüğümde hoşuma gitti açıkçası. Özellikle filmin en iyi iki yanı müzikal sahneleri ve Yeşilçam Yıldızlarını anarak tekrar canlandırmasıydı :)
      4. duvar ile ilgili sahneler hoşunuza gidecektir o zaman, çok da komikti çünkü, umarım izlerken keyifli vakit geçirirsiniz, iyi seyirler :)
      Yorumunuz için de teşekkürler :-h

      Sil
  8. ay valla pes yaniiiiiii doktora tezi gibi yazmışsın yaaaaa süpersin. ne doyurucu olduuuuuu bu yazın yaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahahah, bayılıyorum şu yorumlarına :D
      Beğenmene her zamanki gibi çok sevindim :D
      Çok teşekkür ederim yorumun için :X

      Sil
  9. Ben nedense Cem Yılmaz esprilerini anlayamayanlardanım galiba, sevemedim nedense. gora filmini izledim, çok hafif geldi. bu filminin okuduğum eleştirileri de oldukça olumlu, türkiye ocak ayı rekorunu da kırdı izlenmekte, izlemek istiyorum ilk fırsatta.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldiniz sayfama öncelikle :)
      İlk haftada 3.1 milyon gişe yapmış sanırım, bayağı iyi reklamı yapıldı filmin :D
      Ben G.O.R.A'yı herkes ayıla bayıla izlerken çok fazla beğenemeyenlerdendim. Ne olduysa, Cem Yılmaz'ın filmlerini bir kez daha izlemeye başladım; hatta Pek Yakında ile Hokkabaz filmlerini çok sevdim...
      Aslında bu film G.O.R.A'dan daha farklı gelebilir size, çünkü yukarıda da söz ettiğim gibi o eski zamanlara dair çok naif ve güzel göndermeler, anlatımlar var.
      Keyifli seyirler dilerim, yorumunuz için de teşekkür ederim :)

      Sil
  10. Listemde olan bir film. Netflixe gelir gelmez izleyecegim 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 7 yaş ve üzeri aile kitlesi için ideal, hem de çocuklar Yeşilçam filmi misali zamanların da hikayesini günümüz anlatımı ile görmüş oluyorlar :)
      Keyifle izlersiniz umarım, yorumunuz için de teşekkür ederim :)

      Sil
  11. Filmin fragmanı çok hoşuma gitmişti. Zaten Cem Yılmaz her türlü kendini izletiyor. Sen de çok güzel anlatmışsın. Kalemine sağlık :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, aynen katılıyorum. Aslında konu çok basit, zamanda yolculuk ama bunu Cem Yılmaz yaptığında izletiyor. Gerçi bu kez, bazı oyuncuların oyunculukları da çok hoşuma gitti. Sadece Cem Yılmaz değildi bu defa :)
      Teşekkür ederim yorumun için:)
      Sevgiler :-*

      Sil
  12. Çağlar Çorumlu'yu Güldür Güldür'den çok seviyorum ve bu filmdeki Zeki Müren rolünü merak etmemek elinde değil. :)
    Ozan Güven'in de oyunculuğunu severim, Fi'de muhteşemdi gerçekten. :)
    Emeğine sağlık Feri Peri, çok hoş bir yorum olmuş! ^_^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, Çağlar Çorumlu'yu Güldür Güldür'de izlememiştim ama yine Cem Yılmaz'ın Pek Yakında filminden tanıyordum. Bu filmde ise gerçekten muhteşem buldum. Zaten beyefendi özel hayatında da çok kibar biriymiş, role de cuk oturmuş :D
      Fi'yi izlemedim henüz, benim de ona karşı bir ön yargım var ama aslında izlemem gerekiyor sırf Ozan Güven ve Mehmet Günsür için. Onların dahil olduğu Muhteşem Yüzyıl bölümlerini çok seviyordum :)
      Tekrar teşekkürler yorumun için, arkadaşım :)

      Sil
  13. Emeğine sağlık. Detaylı bir paylaşım olmuş. Filmi yakın zamanda izlemeyi düşünüyorum bende.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim yorumunuz için, keyifli seyirler dilerim :D

      Sil
  14. Çok güzel anlamışsın ama ben Cem Yılmaz'ın sadece bir filmini beğendim.O da Her şey Çok Güzel Olacak.Mazhar Alanson'la güzel bir performans sergilemişti.Bu filmine sanırım gitmeyeceğim :) Ellerine sağlık canım benim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten Cem Yılmaz'ın en çok sevilen filmlerinin başında geliyor sanırım Her Şey Çok Güzel Olacak. Ben henüz izlemedim, belki yıllar önce denk gelip izlemişimdir de ama bilinçli izlediğimi sanmıyorum. Listemde, izleyeceğim o filmini de :D
      Teşekkür ederim okuduğunuz ve yorumladığınız için :)

      Sil
  15. Çok güzel bir yazıyla tanıtmışsın filmi bize. Keyifle okudum.
    Arkadaşım da seninle benzer yorumları yapmıştı. Özellikle Çağlar Çorumlu ve Mert Fırat harika demişti. Pek çok kişiden de benzer yorumları duydum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, beğenmeniz sevindim :D
      Zaten gerçekten hem makyajla hem de fiziksel olarak çok benzeyen oyuncuları seçmişler roller için. Ben de en çok Çağlar Çorumlu'ya bayıldım, belki Cem Yılmaz'ın karakteri Arif'in değil ama Zeki Müren'in esprili cümleleri hafızalardan silinmeyecek bu film ile birlikte. Benim kendi açımdan öyle :D

      Sil
  16. bende dün izledim..Beklentilerimi karşıladığını ve yeterince güldürdüğünü düşünüyorum. Tam Cem Yılmaz klasiği espriler ve detaylarla bezenmiş iyi bir film. Özellikle bilgisayar efektlerini Türk sineması için başarılı buldum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de tam emin olamamakla birlikte, yazımda emin olamadığım, kesin bir kaynak bulamadığım için yer vermedim ama sanırım bir Türk filminde ilk defa İstanbul ve Türkiye bu şekilde distopik bir dünya halinde efektlerle seyirciye sunulmuş oldu. Keşke bundan sonra bizim de post apokaliptik ve bu şekilde distopik dünyaları kendi filmlerimizde de yaratsak. İstanbul'u o haliyle görmek; Blade Runner'da Amerikan şehirlerini görmekten çok daha hoşuma gitti.
      Teşekkür ederim yorumunuz için :D

      Sil
  17. Yanıtlar
    1. Cem Yılmaz, Özkan Uğur, Zafer Algöz ve daha nicelerini beyaz perdede izlemekten hoşlanıyorsanız; gitmenizi tavsiye edebilirim :)
      Giderseniz de keyifli seyirler dilerim :)

      Sil
  18. Hala şunu anlamadık bence. Cem Yılmaz film yapıyor, içinde her şeyi barındıran. Ana tema komedi değil. Devamlı gülmek isteyen gösterilerine gitmeli bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hatta kendisi komedi türünü de kendine has belirliyor diyebiliriz. Dramatik olaylarla ortaya çıktığında güldürü zaten bol kahkaha atılamaz, şamata yapılamaz. Öncesinde zaten dramatik bir unsur vardır, tebessüm edilir...
      Gösterileri gerçekten de çok güldürüyor, yalan yok :D
      Ben sevdim filmi zaten :D
      Teşekkürler yorumunuz için :)

      Sil
  19. Oyuncu kadrosu gerçekten dolu dolu.Ve en çok ta şu geçmişe özlem sahnelerini merak ediyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkinci yarı ile birlikte hem geçmişe özlem sahneleri hem de müzikal çok harikaydı. İnternete düşerse ya da Netflix'e gelirse tekrar izlemek istiyorum. Benim bulunduğum salonda sinemada hoparlörler cızırtılıydı, maksimumda keyif alamadım :(
      İzlerseniz, keyifli seyirler dilerim :)
      Yorumunuz için teşekkürler :-h

      Sil
  20. Cem yılmazı komedyen olarak sevmeme ragmen daha önceki filmlerin fragmanini bile begenmedim. İzlemeye deger görmedm. Film konusunda nedense basarisiz oldugunu düsnyorum ama buna bir sans verebilirim :) tesekkrler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz de Yeşilçam sanatçılarının hayranıysanız aslında bu defaki hoşunuza bile gidebilir belki, neden olmasın :D
      Teşekkür ederim yorumunuz için :)

      Sil
  21. Ben filmi beğendim. Hatta blogumda da yazdım. Cem Yılmaz filmlerinde mesaj kaygısı güttüğü için stand up gösterilerindeki gibi salt gülmeye yönelik filmler yapmıyor. Kahkaha atmak isteyen gösterilerine gidebilir. Ama filmleri gayet güzel ve kaliteli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru söylüyorsunuz. Tema yine komedi tabii ama dramatik güldürü peşinde daha çok, dramadan mizah üretiyor son zamanlarda filmlerinde zaten.
      Teşekkür ederim yorumunuz için, hoş geldiniz blog sayfama :)

      Sil
  22. Çok güzel bir yazı olmuş kendi yazımı yazarken araştırırım başkaları ne paylaşmış diye :) blogunun temasına aşık oldum resmen çok güzel. w-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim bu harika yorumun için, ben de yorumuna aşık oldum sen öyle deyince :D
      Hoş geldin blog sayfama w-)

      Sil
  23. Spoiler basliyor kismindan itibaren hizla asagiya indim okumadim🙈Izlemek istiyoruk filmi cunku😁Begenecegimi de dusunuyorum💙Cem yilmaz'in filmlerini sevenlerdenim ben🙌

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi yapmışsın, henüz izlemediysen spoiler öğrenmek istemeyebilirsin :) Bence gerçekten çok hoş filmdi, özellikle de ikinci yarısı. Keyifle izle, izledikten sonra da beklerim :)
      Yorumun için de teşekkürler :)

      Sil
  24. Zengin bir oyuncu kadrosu var..Sen de çok kapsamlı anlatmışsın valla süpersin😊👍Sayende bilgilenmiş olduk. Cem Yılmaz'ın bazı filmlerini az bazılarını daha çok sevdim bugüne kadar..Bu filmi sevecegim sanki😊Giderim yakın zamanda.Emeğine sağlık 💜

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim bu güzel yorumun için :)
      Filmi izlemek isteyenler için her ne kadar spoiler vermiş olsam da sonundan yine de pek bahsetmiyorum. Umarım bol bol gülerek, keyifle izlersin :)

      Sil
  25. heey şimdi sende ı tonya, this is us ve diğer film dizi afiş fotoları gördüm, yorum da yaptım ama ansayfanda görünmüyo bu son yazın, en son cem yılmaz görünüyo, nasıl oluyo buuu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hehehe, onlar ayrı bir sayfa, post yani yayın olarak değiller. Yukarıdaki navigasyon menüsünde 'Hakkımda kısmıda bulunuyor sub menü şeklinde; 2018 hedeflerim diye :D
      Bloggerda sayfalar kısmında ekliyorsun "kampanyalar, sayfalar, yerleşim, tema" diye gidiyor ya, oradan :) Statik sayfa diye geçiyor :)

      Sil
    2. Ay hedeflerim demişim, 2018 serüveni :D

      Sil
  26. ah ne kadan zengin bir blog :) eh o kadar bilimkurgu izleyince böyle siber blog oluyo demekkisi hihi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2 aydır kitap okumak yerine sürekli hmtl kodlar üzerine okuyorum, bilmiyorum iyi mi yapıyorum ama :D :D

      Sil
  27. Çıktığı ilk gün izledim. Bir Gora değil ama Cem Yılmaz mizahi zekasını konuşturarak yine güldürmeyi başardı. Ama Gora gibi bir film daha üretilir mi ülkemizde bilemiyorum. O everest, bambaşka bir boyuttu :)

    Teşekkürler bu güzel değerlendirme yazısı için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zamanlar için gerçekten çok iyi bir çıkış idi Gora. Yerli sinema tarihimizde genelde dalga geçilir bilim-kurgu filmlerimiz ile Sadri Alışık'ınkileri hariç tutacak olursak...
      Ama Gora hiç dalga geçilecek gibi değildi ve hafızalardan esprileri hiç silinmedi. Bir yerde de yazmıştım; her insan bazen sadece bir kez yakalayabilir öyle bir çıkışı. Cem Yılmaz da bir kez yakalamış oldu böylece...
      Teşekkür ederim yorumunuz için, Sosyal Medya Kafe'deki yorumunuz için de özellikle :)

      Sil
  28. Kendim yazmaktan sıkılsam da filmlerle ilgili uzun yorumları okumayı seviyorum ve yorumunuzu filmden çok sevdim :) Açıkcası Yeşilçam'a göndermeli sahneler dışında filmi pek beğenmedim ama seyredilir mi elbette. Cem Yılmaz'ı çok zeki buluyor ve seviyorum, sanırım bir sonraki filmine de gider, çıkınca da bu nasıl film diye vızıldarım, olsun :) Çelınçla ilgili yorumlarınızı merakla bekliyor olacağım, takibe aldım zaten. Çok sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler bu güzel ve incelikli yorumunuz için. Cem Yılmaz'ı ben de seviyorum. Herkes mükemmel olamadığı gibi her zaman mükemmel şeyler de yapamaz. Ne güzel söylemişsiniz. İşte sevmek böyle bazen :)
      Ben de izledikçe yorumlarımı en kısa zamanda yazacağım :D

      Sil
  29. Arifv216 ya gitmek istedim ancak tek başına gitmek istemedim arkadaşlara sordum gelecek var mı diye hepsi sattı :D bu yüzden gidemedim henüz birisini kandırabilirsem gidicem kandıramaz isem nete düşünce izlerim artık neyliyeyim :) Sinema da daha güzel ancak yapacak birşey yok iş güç. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de sabah gittim filme hem bir hayli boştu hem de izlediğim salon baş gösterim salonu olduğu halde epey cızırtılı bir hoparlöre sahipti. Nete düşünce şöyle keyiflice tekrar izleyeceğim ben de :D Teşekkürler yorumun için :))

      Sil
  30. Netflix e gelir gelmez izleyecegim cok merak ediyorum 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Meraklanmamak elde değil :) Keyifli seyirler dilerim, yorumun için de teşekkürler :)

      Sil
  31. Ben de henüz filmi izlemeyenlerdenim. İzler miyim, bunu da bilmiyorum. Saf güldürü bana yeterli gelmiyor. Cem Yılmaz gerçekten zaman içerisinde daha da olgunlaştı. Mizahı gitgide daha anlamlı, dolu; küfürden daha uzak sanki. Bu yönü ile film dikkatimi çekti. Yaptığı göndermeler de dikkat çekici görünüyor. Bütün yönleri ile gerçekten derin bir analiz yapmışsın. İyi reklamcı olur senden bence, insanın böyle merak içinde kalakalmışken izleyesini getiriyorsun :) Teşekkürler bilgilendirdiğin için :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim bu güzel değerlendirmen için :) O zaman umarım olumlu yönde bir etki yaratmış olup keyifle izlersin böylece :D
      Filmi tekrar izlemeyi planlıyorum ben de. Özellikle sesi açısından çok güzel yorumlar duydum ama sinemada izlerken hoparlör bozuk olduğundan hep cızırtılı bir ses vardı. Özellikle ikinci yarıdaki müzikal benim için çok keyifliydi...
      İyi seyirler :)

      Sil
  32. Ben de geçen hafta gittim ve okuduğum pek çok olumsuz yoruma rağmen çok keyif aldım :) Gerçekten robotlar da yaşlanıyormuş dedirttiği doğru :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de aynı şekilde hissettim. Ve fark ettiğim üzere yazımda yer vermemiş olsam da, 216'nın karakterinde bir nebze değişiklik vardı. G.O.R.A'daki halinde daha cinsiyetsiz bir robot idi sanki ben öyle hatırlıyorum :)
      Teşekkür ederim yorumun için ve de hoş geldin sayfama :)

      Sil
  33. Ne kadar güzel anlatmissin gitmek istediğim bir filmdi ancak o kadar çok sıra vardı ki şansımiza bilet bitmişti 😞 bu hafta sonu yine şansımı deneyecegim inşallah çok güzel yorumlamalari olan bir bloğun var bloguma bende beklerim😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldin sayfama öncelikle :)
      Bu hafta sonu artık biraz daha seyrelmeye başlar izleyiciler belki. 5 Ocak'ta girmişti yanlış hatırlamıyorsam ama hala giden çok demekki :)
      Teşekkür ederim yorumun için, ben de en kısa zamanda ziyaretine geleceğim :-h

      Sil
  34. Ben de izlemek istiyordum ama hala daha izleyemedim :( Herkes Zeki Müren sahnelerini çok sevmiş galiba. İyice merak ettiriyor bu durum :) Ayrıca Murat Arkın gerçekten de babasına çok benziyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zeki Müren sahneleri müthişti. Sanırım filmi sevmeseydim de Zeki Müren canlandırması için izlerdim, o derece güzeldi :D
      Murat Arkın makyajla birlikte en çok benzeyenlerden biriydi. Babasına öyle benziyor ki, duygulandırmadı değil. Yorumun için çok teşekkür ederim :)

      Sil
  35. Çok güzel anlatmışsınız, tam beklediğim gibi film. Tüm Cem Yılmaz filmlerine gitmiş biri olarak bu filme henüz gitmedim. Araya tatil girdi malum, bu hafta gideceğim. İşini iyi yapan insanları hep sevmişimdir, her zaman %100 memnun etmek zorunda değil. Sonuçta Cem Yılmaz`ın tüm filmlerinde büyük bir emek var, adam sinemayı seviyor. Müziğinden kullandığı teknolojiye, kostümünden oyuncu kadrosuna... Yerden yere vurmadan önce bir düşünelim, ülkemizde kaç kişi var doğru düzgün "özenli" film yapan. Film eleştirilebilir elbette, her filmi beğenmek zorunda değiliz. Ancak bazen filmleri hakkında yapılmış çirkin yorumlar okuyunca hiç de hak etmediğini düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar, hoş geldiniz bloğuma öncelikle :)

      Tüm dediklerinizde son derece haklısınız. Sonuçta bazı insanlar hayatlarında her zaman o aynı çıkışı yakalayamayabilirler. Belki Cem Yılmaz bir daha G.O.R.A. kadar büyük bir çıkış ve herkesin güldüğü, esprilerinin hafızalarda yer edindiği bir film daha yapamayabilir ama yapmış mı, yapmış... G.O.R.A.'yı yapmış; Her Şey Çok Güzel Olacak'ı yapmış, Hokkabaz'ı yapmış... Şimdi de o G.O.R.A. serisinin devamını getiriyor. Türk Sineması için prodüksiyonu ve fütüristik fikirleri ile bir ilerleme kaydetmeye çalışıyor...

      Cem Yılmaz gerçekten de sinemayı çok seviyor ve bu filminde de bu kadar çok gönderme yapmasının sebebi bu. Nasıl bir film izleyicisi olduğunu, yönetmenlerden ve oyunculardan ne kadar etkilendiğini göstermeye çalışıyor.

      Ben filmden sonra bir röportajını da izlemiştim. Niçin hep aynı ekiple çalışıyorsunuz, niçin sürekli aynı kadro ve oyuncularla çalışıyorsunuz diye soruldu ve bu hep soruluyor zaten. O da, yalnız bırakılıyorum dedi. Böyle bir prodüksiyon için belki 1000 kişilik ekip gerekebilir ama biz çok küçük bir ekibiz dedi.

      Tabii işlerin arka planlarını bilmeyen kişiler de oldukça sert eleştiriler yapıyorlar...

      Teşekkür ederim fikirlerinizi belirttiğiniz için :)

      Sil
  36. Açıkçası GORA film serisinde en çok beğendiğim film kuşkusuz ki serinin ilk filmiydi. Özellikle Özkan Uğur'un sahneleri, esprilerime zaman zaman ilham devam etmekte :)

    Bu arada yazı için emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. GORA gerçekten de en güzeliydi, arada bir tekrar tekrar izliyorum, ilk zamanlarki gibi güldürmese de yine keyif veriyor :)

      Teşekkür ediyorum yorumunuz için :)

      Sil

Birkaç Önemli Not:

1-Yorumlarınız benim için çok değerli. Bloğuma destek olmak adına olumlu-olumsuz yorum bırakabilirsiniz.
2- Profil üyeliğiniz olmasa bile Adı/Url sekmesini seçip kendi belirlediğiniz Url ya da isimle ve son olarak da Anonim profil seçeneği ile yorum yapabilirsiniz.
3- Öneri, görüş ve düşünceleriniz için "Feri Peri'ye Mektup" sayfası aracılığı ile mesaj gönderebilirsiniz...
4- Yorumunuza Smiley eklemek için, hemen alttaki linke tıklayarak beğendiğiniz bir ifadenin karşısındaki sembolleri kelimelerinizden sonra bir boşluk bırakarak yazabilirsiniz.

Yorumuna Smiley Eklemek İçin Tıkla