Fi - Çi Dizisi Üzerine Bir İnceleme: Finalde Cennet İmgesi

, , 42 Yorum
Okuma Süresi: 7 Dakika
Finalde Cennet İmgesi - Feri peri Kişisel Blog

"Ağaçların yapraklarında çiçekler açıyor, yapraklar yenileniyor, zamanı dolunca da sararıp soluyor, dökülüyor; bahar geliyor, yaz hemencecik geçiyor, rüzgar en hoyrat haliyle esiyor ve sonunda kış evlerin kapılarını çalıyor, yeryüzünü beyaz pamukçuklar kaplıyor ama bir adamın bir kadına duyduğu aşk geçip gitmiyor, bitmiyor, tükenmek nedir bilmiyordu..."

Hayatı boyunca güzelliklerin peşinden koşan takıntılı bir adamın, bir pervane misali, yaklaştıkça yandığı cananı uğruna, göze alabildiklerinin hastalıklı hikayesi Fi; Ay Yapım'ın ortaklığında, internet ortamının online televizyonu Puhu Tv platformunda, Mert Baykal'ın yönetmenliğinde ve de Azra Kohen'in çok satan eserlerinden uyarlanmış öyküsü sayesinde son zamanların en cesur işlerinden biri olarak sürdürülmekte iken ne yazık ki, ikinci sezonda dolan miladı ile birlikte geçen Cuma akşamı izleyenlerine veda etti...

Fi, Çi ve Pi kitaplarında kendince belirlediği 12 psikolojik rahatsızlıktan yola çıkarak, bu hastalıkları her birinde detaylıca irdeleyebileceği 12 karakter yaratan Azra Kohen; İstanbul İletişim Fakültesi, Radyo Televizyon ve Sinema Mezunu. Şimdilerde eğitimine Liverpool Üniversitesi'nde Davranış Bilimleri üzerine doktora yaparak devam ediyor...

Araştırmayı, merak etmeyi, yaşama bilincini öğrenmeyi, benliğini keşfetmeyi ve devamlı bir bilgi arayışında olmayı kendine gaye edinmiş olan Kohen; kendisinin de belirtmiş olduğu gibi, hayata dair felsefik ve psikolojik düşüncelerini manipülasyon, seks, aldatma ve aldanma hikayeleri (Bu söylemi Fi kitabının arkasında yer almaktadır.) üzerinden okurlarına aktarmaya çalışıyor...

Yazarın, insanların yaşamın ve yaratılanların yanında yer alarak, yaşama değer vererek, hissedebilme algısı geliştirerek, kendilerini ve çevrelerini keşfederek, kendi cennetlerine yaklaştıklarını hem kitabında hem de röportajlarında sürekli vurguluyor oluşu nedeniyle; bende Fi ve Çi dizisinin finali hakkında senaristler tarafından bir "Cennet İmgesi" gösterilmeye çalışıldığının algısını yarattı...

Feri Peri Kişisel Blog

İlk başta 4 sezon olacağı açıklanan dizinin, ikinci sezonunda alelacele bitirilmesinin ardında türlü türlü iddialar da mevcut tabii...

Azra Kohen, 2017'nin Aralık ayında katıldığı bir radyo programında her ne kadar "Ben Fi'nin ikinci sezonda finalinin yapılması gerektiği kararını aldım!" demiş olsa da, kulislerde aslında Ay Yapım'ın diziyi iki sezonla sınırlandırmak istediğinin haberleri de dolaşıyormuş aynı tarihlerde...

Benim bu sürüncemelerden naçizane anladığım şey ise; kulağına gelen "final yapma durumu" haberlerinden hiç de hoşnut kalmayan Azra Kohen'in daha evvel davranıp kendi açıklamasını yapmış olduğu!

Fi'nin devamı niteliğindeki Çi kitabının uyarlandığı ikinci sezonda, vermek istediği alt mesajlara değil de daha çok karakterlere ve entrikalara ağırlık verilmesinden de memnun kalmamış olacak ki, bu işe son noktayı kendisi koymak istemiş...

Tabii bu durum izleyiciler açısından hiç de sevinçle karşılanmadı malumunuz olduğu üzere. Aceleye getirilmiş bir final, yarıda kesilmiş bir hikaye ve daha tam anlatılamamış bir serüven mevcuttu oysa bu cesur ve ilk yayımlandığı günden itibaren tüm dikkatleri üzerinde toplamış internet dizisinde...

Fi Dizisi Konusu ve Karakterleri

Pervaneleri bilirsiniz; ateşe doğru, kanatlarının yanma pahasına olsa dahi uçarlar. O ışığa, ateşe varırlar; hem yanarlar hem de yakarlar. Hayatlarını kaybederler, mahvederler, yok olurlar, oysa o ateşte var olabilmeyi umarlar...

İşte Fi'nin baş karakterlerinden biri olan Can Manay isimli, ülkenin en zengin ve ünlü terapist psikiyatrlarından bu takıntılı kişilik bozukluğuna sahip şahsiyet; hayatını gördüğü en güzel ışığa ya da en güzel ateşe adamış tehlikeli bir pervane!

Feri Peri Kişisel Blog
Ozan Güven - Can Manay
Onun çevresinde döndüğü ışık ise; Duru adında, çok güzel, çok alımlı, kendi güzelliğinin farkında, dışında mütevazi ama içinde oldukça hırslı bir balerin, yine başka bir kişilik bozukluğuna sahip, sadece çektiği dikkat ile var olabilen bir kadın...

"Altın Oran"ı yani Fi'yi hayatı boyunca baktığı ve de gördüğü her nesnede aramış olan, karanlık tarafı sırlarla dolu Can Manay'ın Duru'yu ilk gördüğü anda, ona aşkını ilan edememesindeki tek engel ise; taparcasına sevdiği kadının başka bir adamı sevmesi... Yani Deniz'i...

Deniz, Duru'nun okuduğu Güzel Sanatlar Fakültesinde çok sevilen, idealist bir üniversite hocası, aynı zamanda da oldukça yetenekli bir kompozitör.

Sanata, dansa, birbirlerine bir hayli düşkün bu Duru ve Deniz ikilisinin hayatlarına sinsice sızan; tüm ahlaki değerlere, yaşanmışlıklara, mahremiyete, hassasiyetlere, etik hareketlere, varoluşunu yerine getirebilmek (sevdiği kadını elde edebilmek takıntısı) amacıyla karşı koyan Can Manay rolünde Ozan Güven var...

Serenay Sarıkaya güzelliği, yeteneği ve duruluğu ile dillere pelesenk olmuş Duru; Mehmet Günsür ise idealist bir eğitimci olan Deniz rolünde...

Feri Peri Kişisel Blog
Serenay Sarıkaya - Duru
"Güzelliğin lanetlendiği, zekanın yamalandığı, iyinin kurban edildiği, kasaba kurnazlığıyla yönetilen bu gezegende..."* (Fi kitabının arkasından alınmıştır) ...Özge (Berrak Tüzünataç) gibi inatçı, iki yüzlülüklerin sebep olduğu adaletsizliklere meydan okuyan, modernist, kendi ayakları üzerinde durabilen güçlü bir kadın karakter de var, Bilge (Büşra Develi)  gibi çok zeki, düşünceli, sorumluluk bilinci yüksek ama hayata haksız bir sokakta gözlerini açmış bir kadın karakter de...

Medya patronu, yüzünün bir yarısı karanlıkta diğer yarısı belli belirsiz aydınlıkta duran, ultra zengin Sadık Murat Kolhan'ı (Osman Sonant) da unutmamak gerekir tabii...

Kitaplarını henüz okumadım ama dizinin final bölümünü de izledikten sonra söyleyebilirim ki, Fi Dizisi aslında bir tür; her bir karakterinin belli bir alt metni ve anlatmak istediği bir kavrama sahip olduğu, bolca yaşam üzerine felsefik çağrışımlar yaptıran, düzeni sorgulatan, çürük elmaları ayıklatan, hayattan ağır yaralar almış insanların kendi içlerinde cennetlerini bulma serüveni!

Fi ve Çi Sezonları Üzerine Spoilerlı İnceleme

Siyahlar içerisindeki Can Manay'ın "Bir İnsan Yaratmak" hakkındaki felsefeleri ile başlayıp "öfke, kan, yorgunluk, savaş, gözyaşı" duygulanımları eşliğinde devam eden ve sonunda kendisi ile birlikte dokunduğu herkesten yepyeni insanlar yaratarak, beyazlar içerisindeki cennetine kavuştuğu bir hikaye izledim Fi- Çi dizisi sayesinde.

Gerçekten de "Bir İnsan Yaratmak" ile ilgili başladı her şey...

Takıntılı ve sınırda kişilik bozukluğuna sahip ana erkek karakterimiz aşık oldu, kıskançlık duydu, öfkelendi, bir savaşa girdi. Kazandı; o kazanan oldu, diğerleri kaybeden. Kazandıkları ona yetmedi, daha fazlasını istedi. Hayal kırıklığına uğradı, hayal kırıklığına uğrattı!

Takıntılıydı; en sevdiğini mahvedebilecek derecede takıntılı. Hem kendisi kendi içerisine bir yolculuk yaptı bu serüven süresince, hem de dolaylı ya da dolaysız, tüm hayatına dokundukları...

Sevdi, sevildiğini duydu ve kendisini buldu. Hata da yaptı, intikam da aldı. Bazen nice canların sebebi oldu, bazen de kısır düzenin en bereketli kölesi...

Onunla birlikte herkes kendisini buldu, cennetine kavuştu.

Feri Peri Kişisel Blog
Mehmet Günsür (Deniz) ve Serenay Sarıkaya
Önce aşık oldu. Daha önce hiçbir kadına aşık olmadığı gibi, daha önce hiç hissetmediği gibi sevdi Duru'yu. O; kadınlara zarar veren, tehlikeli bir erkekti. Duru'nun başta Can'ın bu karanlık sırlarından, önceki aşıklarıyla ilgili ölümcül vukuatlarından haberi yoktu, tabii. Can sadece istedi... Duru'yu istedi.

Duru ise, sevilmek istiyordu, her yönü ile sevilmek. Sevdiğinin gözünde, en yüksekte olmak istiyordu. Ancak ona verilen değer ile var olabiliyordu. Çünkü o, kendisine çok sonradan itiraf edebildiği üzere, babası nerede bilmeyen ve annesi tarafından da reddedilen bir kız çocuğuydu.

Sevgiye açtı ve bu sevgiyi de ayaklarının önüne seren bir tek Can vardı.

Deniz ise, ideallerinin peşinde koşmak istiyordu. Dünyanın çarpık işleyişini algılayabilmiş olmanın egosu ve kibrini yüreğinin kıymetli derinliklerinde taşıyor, Duru'ya hayat dersi verme çabasının ardına saklanıyordu. Onu ne kadar sevdiğini, ona göstermiyordu; çünkü onu, Duru'nun istediği gibi sevmiyordu.

Can Duru'yu istedi; Deniz, yıllarca beraber olduğu kadını hiç keşfedemedi ve deyim yerindeyse onu Can'ın kucağına itti.

Bir diğer tarafta da Özge, Bilge ve Sadık Murat Kolhan vardı!

Feri Peri Kişisel Blog
Berrak Tüzünataç - Özge
Babasının iki yüzlülüğü nedeniyle dünyanın bütün iki yüzlü insansılarına (Azra Kohen'in deyişi ile) savaş açmış, gerçekçi ve doğrucu gazeteci Özge; televizyon ekranlarında kanlı canlı sergilenen terapileriyle toplumu manipüle eden Can Manay'a bir soru sordu ve hayatı darmaduman oldu:

"Akıl hastanesinde yattınız mı?" dedi.

Can Manay cevap vermedi, sadece Özge'yi işinden etmekle yetindi. Çünkü gücü yerindeydi, onun gibilerin olması gerektiği yerdeydi ve zengindi. Diğer zenginlerle de iş birliği içindeydi...

Hepsinin karanlık sırlarını ve de sınırlarını biliyordu. O; son derece hastalıklı takıntıları olan ama bunu ustalıkla karizmasının güvenilir kanatları ardına saklayan bir terapistti. Kendi içini bildiği ya da gördüğü gibi, diğerlerininkini de görebiliyordu. İnsanların karakter analizlerini edinebilmek için kendi aynasından yansıyanlara bakması yeterliydi.

Örneğin Sadık Murat Kolhan gibi...

Karanlık bir adamdı, sırları vardı. Can Manay için bu sırları bilmek, bu medya patronunu bir piyon olarak kullanabilmesi için gerekliydi. Sadık Bey'in bu durumdan hoşlanmadığını biliyordu Can Manay ama bilmediği; kendi yarattığı düşmanları Sadık ve Özge'nin onu alt etmek amacı doğrultusunda birleşebilecekleri idi.

Feri Peri Kişisel Blog
Özge ve Sadık Murat Kolhan
Ah bir de Bilge vardı, değil mi?

Zeki,çalışkan ama fakir, üniversite öğrencisi, psikoloji konusunda son derece bilgili Bilge...

Önce Can Manay'ın asistanı oldu, sonra danışmanı, sonra sırdaşı, sonra da gün geldi; kendisi danışılan oldu. Danışan ve danışılan yer değiştirdi soğuk bir ruh hastanesinde!

Hep daha fazlasını isteyen Can nedeniyle, Duru da daha fazlasını istedi hayattan. Mütevazi görünüşü, ahlak perdelerini geri plana itmesiyle tamamen silindi; sert ve acımasız bir kadına dönüştü.

Ama Duru, kendini sevmedi; sevemedi. Bu yeni, acımasız, şöhret düşkünü, ilgi aşığı Duru'dan hiç ama hiç hoşlanmadı hatta. Can'dan ayrılma ve uzaklaşma arayışındayken Duru'nun yoluna, iki yüzlü terapistin peşinde hayatı defalarca mahvolan, ölümlerden dönen Özge çıktı.

"Can Manay tehlikeli, ondan uzak dur!" dedi bu defa Özge.

Halbuki Özge farkında değildi; kendisi de tehlikeli bir adamın, Sadık Murat Kolhan'ın aşk ateşine düşmek üzereydi.

Duru Can'dan kaçamıyordu ve kendisini, neredeyse tırnaklarını geçirerek aldığı başrol "Afife Müzikali" ile avutmaya çalışıyordu. Bu arada da, hüzün dolu gözlerle onu izleyen eski sevgilisi, nişanlısı hatta neredeyse evlenecek olduğu Deniz de ondan başrolü geri almaya çalışarak intikamının peşinde, yolunu bilmez bir halde, oradan oraya savruluyordu.

Feri Peri Kişisel Blog

Derken, Özge başardı; Can Manay'ın tehlike, karanlık ve bir cinayetle sarmalanmış geçmişi, Özge'ye inanmayanların oluşturduğu medya mecralarında boy boy sıralanmaya başladı.

Can Manay polislerden kaçmaya çalıştı; Duru da daha yeni evli olduğu kocası Can Manay'dan.

Tüm kötülüklerini, sırlarını, çirkin çıplaklığını seven ve besleyen adam Can ortadan kaybolunca, yepyeni bir Duru çıktı ortaya. Erkek egemenliğinden, kendi bencilliklerinden, ihtiraslarından arındı ve hayatının merkezine bu defa sadece dansı; yani müzikali Afife'yi koydu...

Afife Jale Kimdir?

 -Türk kadının en güçlü seslerinden "İlk Türk kadın tiyatrocu" Afife Jale; zorlu aşamalardan geçmiş ve tiyatroya olan aşkı için çaba göstererek, idealleri uğruna tutku ile bağlı olduğu sahnede rolünü ifşa etmiş bir sanatçıdır. Sahne almaya çalıştığı 1919 yılında, polisler tarafından yakalanmış ve devletine karşı geldi, isyan çıkardı, dinine, milletine karşı çıktı düşüncesi ile hırpalanmıştır. Nihayet 1923 yılında Mustafa Kemal Atatürk, Türk kadınına sahneye çıkma yasağını ortadan kaldırdığında, Afife Jale özgür bir şekilde oyunculuğunu yapmaya başlamıştır...- Kaynak: Ntv
Afife ile birlikte kendisini keşfetti, zaaflarını gördü, kötü yanlarını törpüledi, iyi yanlarını ön plana itti. Ona karşı bitmez bir kin besleyen Deniz bile, kendi kibrini yenerek Duru'dan "şahane kadın" diye bahsetmeye başladı.

Afife müzikalinin sahnelendiği gün, Fi dizisi için final günüydü. Tüm karakterlerin buhranlarından kurtularak, kendi cennetlerine ulaştıkları gün...

Can Duru'yu müzikal sırasında, kulis odasında ziyaret etti. Taparcasına sevdiği kadın, bu defa onu hayal kırıklığına uğratmadı. Duru ona, "Seni sevdim." dedi. "Ama seninleyken kendimi sevmedim!"

Feri Peri Kişisel Blog

Can bu kez sevdiğine zarar vermeden gitmeyi seçti. (Verebileceği en az zararla desek daha doğru olur.)

Özge ise ona izin vermedi, silahı kaptığı gibi peşine takıldı, onu polise kendi elleriyle teslim etti. Böylece bu genç kadının da ruhu huzura erdi. Kendi adaletini, kimseler ona inanmasa da, her defasında ölüp ölüp tekrar doğsa da yine kendisi sağladı. Artık tüm kötülükler geride kalmıştı; o da sevgisini, onu hak edebilmek için tüm karanlığını geride bırakarak yüzünü aydınlığa dönen Sadık'a akıttı.

Fi'deki her karakter cennetine kavuştu...

Duru, yaşadıkları sayesinde önüne ardına hiçbir aidiyet katılmaksızın, hiçbir erkek himayesine ihtiyaç duymaksızın var olabilmeyi seçti bu hayatta. Deniz kibri ve egosundan ötürü göremediği güzellikleri görebilmeyi, diğer insanların duygularını sorgulayabilmeyi öğrendi. Bilge ise, Can Manay'ın yatırıldığı ruh hastanesinde ona yardım ederek, kendi var oluş amacına ulaştı.

Ve Can Manay, bu defa tüm siyahlıklarından sıyrılarak, kendisinden yepyeni bir insan yaratmanın peşine düştü; hayalinde görmeye devam ettiği güzel kadın Duru'nun gerçek olmayan sureti eşliğinde elbette...

Fi'nin çok sevilen "İnsan İnsan" isimli müziği

Son Söz

Finalinde kapkara, kanlı ve şok etkisi yaratacak kadar vurucu olaylar zinciri izlemek isteyen seyirciler, pek memnun olmamış görünüyor olsalar da, bence Fi dizisi; internet dizilerinin devamlılığını sağlayabilmek için yepyeni bir soluk ve cesur bir adım olarak amacına ulaştı, görevini tamamladı.

Kurgusal açıdan, hem ilk başta seyircisine göz kırptığı çıkış noktasına yani felsefik duruşuna mantıklı bir son hazırladı, hem de tüm ön yargıları yıkarak izleyicisini ekrana bağladı. (Ben de diziye ön yargısı olanlardandım mesela...)

Prodüksiyon ve oyunculuk her daim şahaneydi. Ozan Güven devleştikçe, Serenay Sarıkaya da kendisini gösterdi. Ona bu rolü yakıştıramayanlar, şimdi Duru olarak onu daha da çok sevdi.

Müzikleri eşliğinde sunulan dans sahneleri, şahane görsellikleri ile taçlandırılan koreografileri, kurgusal çekimleri, gerilimli köşe kapmacaları, felsefik çıkarımları, hayatın her köşesinde karşılaşabileceğimiz, hayatın ta kendisi yüzünden hastalanmış karakterleri ve çok yönlü sanatsallığı ile uzun süre hafızalardan silinmeyecek, en başarılı internet dizilerinden biri olarak yerini hep koruyacak Fi... !!!

Bu nedenle de, düzeni sorgulayışı, yaşamın gerçekliğini gösterişi, acının karanlığını vurgulayışı ve sesini duyuramayan ruhlarının çırpınışı hiç unutulmayacak...

Çünkü bizi, ön yargıların karanlığı değil; bilginin duyarlılığı iyi bir insan olarak yaratacak!

Bu içerik Feri Peri » Kişisel Blog tarafından hazırlanmıştır...

42 yorum:

  1. Bence çok güzel detaylı bir anlatım olmuş , üstelik ben 12 rahatsızlık ile 12 karakterin bağdaştığını bunu öğrenmek çok şaşırttı beni. Eline sağlık vallahi, harika bir yazıydı.. @rrk

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu 12 rahatsızlık ve 12 karakter eşleşmesini yakın zamanda yaptığı bir röportaj sırasında duymuştum ve ben de öğrenince gerçekten şaşırmıştım :)
      Çok teşekkür ederim, yazdıkça yazdım biraz uzun oldu ama bu hale gelmesi 4 gün sürdü :D
      Çok teşekkür ederim yorumun için :)

      Sil
  2. Kesinlikle Fi-Çi'ye ait okuduğum en güzel yazılardan biri.
    1. sezonun ortasında bırakmış olsam da kendimi tutamadım ve uyarılarına rağmen yazıyı okudum, pişman değilim '^-^
    Duru sonunda beni mutlu edecek bir şey yapmayı başarmış. Hiç beklemiyordum bu yüzden şaşırdım. Çünkü kendisi izlediğim yere kadar dizide en sinir olduğum karakterdi, sonunda o mıy mıy hallerinden kurtulmuş, bravo :))
    Özge ve SMK zaten benim için apayrı bir yerdeler. Özge sonunda 'adalet'i sağladı. Özgeye de benden bir bravo :D
    Bilge ise anladığım kadarıyla Can Manay'ın terapisti olmuş. Ona da büyük bir alkış..

    Dediğim gibi, Fi-Çi'ye ait okuduğum en güzel yazılardan.
    Ellerine sağlık ^-^

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Birinci sezonunda gerçekten çok tuhaf bir karakterdi Duru; av mıydı avcı mıydı pek karar veremedim, çünkü dizi hep bunu sorgulatıyor, en baştaki açılış sekansında da olduğu gibi, av mısın, avcı mı, kurban mı, katil mi, deli mi diye...
      Özge ile Smk'nın buluşması çok güzeldi, okuduğum izleyici yorumlarına göre de finalin en güzel yanı onlardı.
      Özellikle izlemeye devam edeceksen bir gün ikinci sezonun 8. bölümü tüm bölümler arasında çok başarılı idi. Tabii bunda benim en sevdiğim klasik parçalardan Lacrimosa'nın çalınmış olmasının da büyük etkisi var :)
      Çok teşekkür ederim yorumun için, çok mutlu ettin şimdi beni :X

      Sil
  3. İlk birkaç bölümünü izlemiştim :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İlk birkaç bölümünü izledikten sonra ben duramadım hiç, sürükleyici geldi. Umarım bir gün devamını da izlersiniz, teşekkürler yorumunuz için :)

      Sil
  4. Daha biteremedim biliyomusun 6.bölümde takıldım kaldım :( En kısa zamanda bitirmem gerek ama :(

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bitirdikten sonra yine beklerim o zaman Ruhsa, bakalım finali hakkında senin yorumların nasıl olacak :D
      Teşekkür ederim yorumun için :X

      Sil
  5. fi,çi,pi serisini duymuştum ama bunun bir türk yazara ait olduğunu hiç düşünmemiştim o yüzden çok şaşırdım ve senin bu tanıtımına da hayran oldum..çok detaylı bir yorumlama yapmışsın,ben olsam bu kadar beceremezdim herhalde..😀 gerçekten güzel bir yorumlama,emeğine sağlık..🙂

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İlk Fi kitabını çıkartırken takma ad kullanarak "Akilah" diye çıkartmış. Sonrasında kitap ünlenince ve ikinci kitabı basınca gerçek kimliğini de açığa çıkarmış. Enteresan, araştırmacı, ilgi çekici bir kadın. Konuşmalarını dinledikçe dinliyorum, sıkmıyor da...
      Estağfirullah, siz de çok güzel araştırmalar yaparak yazıyorsunuz, siz de epey günlerinizi harcıyorsunuz, hepimizin yazılarında hep emek var ve bu da bu yorumları okurken gerçekten ilaç gibi geliyor :)
      Çok teşekkür ederim yorumunuz için Ertuğrul Bey :)

      Sil
  6. çok severek izledim bitmesine üzüldüm :(

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Birazcık daha uzun olabilseydi, en azından ilk sezondaki gibi 12 bölüm olsaydı ikinci sezon da 10 bölüm yerine bence mükemmel bir dizi olacaktı. Çok teşekkür ediyorum yorumunuz için :)

      Sil
  7. Nefffis bir yazıydı. Çıkmam lazım, yorum için dönücem :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim :) Ne zaman isterseniz yine beklerim :)

      Sil
    2. Hakikaten hakikatlice hakkını vermişsin diziye. Azra Kohen de yazsa böyle yazardı dedim:) Tebrik ederim.

      "İnsanların, yaşamın ve yaratılanların yanında yer alarak, yaşama değer vererek, hissedebilme algısı geliştirerek, kendilerini ve çevrelerini keşfederek, kendi cennetlerine yaklaştıkları..." cümlesiyse diziyi, yazarı ve hatta yaşamı özetlerce bir cümle. Dolayısıyla 'cennet imgesi' de yerini bulmuş oluyor. Hiç kimse kötü olarak dünyaya gelmiyor. Sevgisizlik kötülüğe itiyor. Cennet imgesinden yola çıkınca, kötülüğün çoğalışıyla insan kendi cehenneminin duvarlarını örüyor bilmeden. Fark ettiğindeyse, hala potansiyelinde var olan vicdanı geri kazanmak için, motivasyonu bulmak istiyor. Dolayısıyla ateşte yanıp, öyle çıkar aydınlığa.

      Yazara olan hayranlığımdan dolayı tüm röportajlarını dinlediğimi yazmıştım bloğumda. İnsan, yalnız olmadığını bilmek istiyor. Hayata aynı yönden baktıklarıyla bir arada olmak, anlamak ve anlaşılmak istiyor. Kohen'in yapmaya çalıştığı da bu sanırım, bir araya getirmek. Karakterlerin psikolojik yönleriyle okuyucuya/izleyiciye 'cennetinizi geri alabilir' ya da 'küllerinden yeniden yaratabilirsiniz' dercesine...

      Bolca zaman ve emek harcandığı çok belli olan bu nefis yazı için teşekkürler, sevgiler :)

      Sil
    3. Çok, çok teşekkür ederim yorumunuz için, hissedebildiklerimi belirli temellere dayandırarak anlatabiliyorsam gerçekten çok mutlu oluyorum ve böyle yorumlarla da tüm emeklerime değiyor gerçekten :)

      Yazarın düşünce yapısı benim de çok hoşuma gitti; özellikle çocuklarla ve annelikle ilgili de bir konuşması var, çok hak verdim orada ona. Röportajlarında bir diğer dikkat ettiğim konu ise, karşısında ona soru soran şahısların özen göstermiyor ve uzun cevaplarından sıkılıyor oluşuydu. Buna rağmen, hiç istifini bozmadan, yüzüne bir gölge düşürmeden gülümseyerek cevaplamaya devam edebiliyordu, bu yanını da takdir ettim...

      Ne yaşamış olursanız olun, ne yaşayacak olursanız olun, siz seçimleriniz, hatalarınız ve kendi bilinciniz ile sizsiniz ve her zaman kendinizi geliştirebilir, değiştirebilir ve mutluluğu yakalayabilirsiniz diyor...

      Özellikle ben de kitaplarına başlarsam Aeden ile başlamak istiyorum; çok ilgimi çekti konusu ve de düşünsel yapısı da hoşuma gitti...

      Çok teşekkür ederim tekrar güzel sözleriniz için :)

      Sil
  8. Tek takip ettiğim internet dizisiydi.Psikolojik çözümlemeler için izledim.Son bölümde Duru'unun annesiyle olan sahnesinde göz yaşlarımı tutamadım.İnsan,bazen kendiyle de empati yapıyor.Güzel ve uzun bir değerlendirme için sana teşekkür ederim :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. O sahne en güzel anlardan biriydi. İzlemiş miydiniz bilmiyorum ama o sahne ve yaralanması fikri biraz Black Swan'a gönderme gibiydi. Orada da aynı şekilde bir balerin olan başrolün, baş dansçı olduğu sahnede yaralanması ve kendini eğitmeninin önünde öyle rahatlamaya bırakması mevcuttu.
      Ben aslında bir de annesiyle başka sahneler de bekledim, acaba o dans gösterisine geldikten, ona ben artık hep yanındayım dedikten sonra ne oldu? Keşke biraz daha sahneleri olsaydı, Duru'yu annesi ile mutlu ve kabul edilmiş bir evlat olarak da görmek isterdim.
      Çok teşekkür ederim ben de değerli yorumlarınız için :X

      Sil
  9. Simdiye kadar okudum en guzel FiCi detayli inceleme yazisi olmus.Bende soylemeden gecemedim vallahi😁Bence de finali gayet orjinal ve guzeldi.Can manay 1.sezonun da en sevdigim karakteriydi,Sadik Murat Kolhan da 2.sezonun en sevdigim karakteriydi.Guzeldi be!Cabuk bitti sanki...😐

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İlk sezonunda ben de Can Manay'ı epey destekledim içten içe. Farkındaydım, takıntılıydı ve insanlara zarar veriyordu ama Ozan Güven de öyle bir oynuyor ki yani, izlerken onu oyunculuğunu öve öve dilimde tüy bitti neredeyse :D
      Sadık Murat Kolhan, özellikle 8. bölümdeki halini çok sevdim. Çok başka geldi o bölüm. Hatta bu yazıya da oradan iki adet sahne koydum :D
      En sonda güneş gözlükleriyle içeriden çıkması da ayrı komikti zaten :D
      Bence de çabuk bitti. Yakında bir dizi daha başlıyor Puhu Tv'de Şahsiyet diye. Haluk Bilginer başrolde. Cansu Dereli var kadın başrolde de sanırım. Onunla avunmaya çalışacağım artık yerli dizilerden napalım :)
      Çok teşekkür ederim bunu duyduğuma gerçekten, şimdi tüm yorgunluklarıma değdi :X

      Sil
  10. hımmm izlemedim, üstelik oyuncularını da pek severim. fi romanına başlayıp tam yirminci sayfada bırakmıştım, ilginç gelmemişti ama diziyi belki izlerim bir ara :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben sırf Ozan Güven için bile izleyebilirdim, Deep, yani o derece. Adamda Arif V 216'daki robot 216'dan eser yok. Çok güzel oyunculuklar çıkarıyor zaten her bir rolünde de... İzlersin belki :D
      Teşekkür ediyorum yorumun için de :X

      Sil
  11. Maşallah ne yazmışsın kız vallahi izlemeyen okusa izlemiş kadar olur :) tüm seriyi ve kitapları özetlemişsin yine en ince ayrıntısına kadar yazılmış bir yazı emeğine sağlık. :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederiiim :)
      İzlememiş olanlar izlemeden evvel ne izleyeceklerini öğrenmek isterlerse belki çok işlerine yarar :D
      Amacıma ulaşmışım o zaman, mutlu oldum :)
      Sağ ol yorumun için :-h

      Sil
  12. Kitabını daha yeni oxumağa başladığım üçün spoiler olan qismi oxumadım amma ümumən götürdükdə məncə kitablar hər zaman film və ya seriallardan daha yaxşıdır. Kitabı oxumağa davam edirəm hələ ona görə də çoxda bu haqda rəy bildirməyəcəm amma aktyor seçimini məncə doğru etmişlər çünki həqiqətən də uyğundurlar kitabdakı obrazlara... Kitabla qalmağınız diləyi ilə...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Oyuncular aynen ben de katılıyorum, çok iyi seçimler. Zaten en başta Ozan Güven'i çok istemişler. Serenay Sarıkaya ve Mehmet Günsür de öyle keza.

      Kitaplar ve dizi hikaye olarak çok ama çok farklı. Kitabın düğüm ve çözüm bölümlerinin dizi ile hiç ilgisi yok. Tamamen farklı okyanuslarda kulaç atıyorlar.

      Çok teşekkür ederim yorumun için, Sevgi Meleği :X

      Sil
  13. En sevdiğim dizilerden biri ve bittiği için çok üzüldüm. Kitaplarını da aldım ama daha okumaya fırsatım olmadı. Sanırım diziyi baştan izlemeye başlayacağım 😍

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Dizinin finali olduğunda sonunun biraz açık kapı bıraktığını düşünmüştüm ama sonrasında bu yazıyı yazarken tekrar bölümlerin üzerinde geçtiğimde aslında her şeyin "Bir İnsan Yaratmak" adı altında var olduğunu gördüm ve bu hoşuma gitti.
      En baştan başladığında senin de yeni etkilerini tatman dileğiyle...
      Yorumun için de çok teşekkür ederim :)

      Sil
  14. Kitaplarını okuyamasam da diziyi hem 1.sezon hem 2.sezonu full izledim.Cok güzeldi bence.Can Manaya yani Ozan Güvene hayran kaldım. Serenay Sarıkaya giderek ustalaştı ve finalde Afife Jale de artık kendini aştı. Ben zaten Mehmet Günsür hayranıyım Deniz karakterinde harikaydı. SMKolhan bir efsane oldu..Dizi bitti diye üzülüyorum..
    Sen de o kadar güzel yazmışsın ki bayıldım.Su ana kadar okuduğum en iyi analiz ve yorum. Tebrik ederim canım 😊Emeğine sağlık

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim bu güzel yorum için, Ozan Güven'e ben de öyle hayran kaldım ki oynadığı karaktere sempati bile besledim arada. Hatta bazen, "Duru, sen Can'ı seç!" diyordum =))

      Sil
  15. Çok detaylı bir inceleme yapmışsın. Kalemine sağlık. Ben diziyi izlemediğim için atlayarak okudum. Önce kitaplarını okuyup sonra dizisini izlemek istiyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kitapların incelemesini yaparsan ben de seve seve okurum, alıntılarla birlikte çok güzel yaparsın diye düşünüyorum :)
      Çok teşekkür ederim yorumun için de :X

      Sil
  16. Detaylı ve güzel bir değerlendirme olmuş. İzlemediğim diziler. fikir sahibi oldum. Emeğinize sağlık :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim yorumunuz için, Arif Bey :) Umarım izlerseniz, keyifli vakit geçirirsiniz :)

      Sil
  17. Bu diziler sayesinde internet diziciliği gelişti @çb

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aynen katılıyorum, şu an yeni bir dizi daha başlıyor Puhu Tv'de, Haluk Bilginer başrolde. Ben de izlemek istiyorum. Çok güzel gelişmeler bunlar. Bir de 60 dakikalık bir tv dizisi var şu sıralar Börü isimli. Adını çok duydum, onu da izlemek istiyorum :)
      Teşekkür ediyorum yorumunuz için :)

      Sil
  18. Fi ve Çi'yi bitirmiş biri olarak yazdıklarınıza hayran kaldım diziyi ve karakterleri tüm detaylarıyla anlatmışsınız gerçekten. Bu emek karşısında kayıtsız kalamadım. Dizi internet dizilerine bir öncü niteliğinde oldu bu nedenle tüm eleştirilere rağmen bizler adına önemli bir yapım olduğunu düşünüyorum. Senaristler dizinin sonunu seyircilere bırakmışlar çünkü son bölümü bitirdiğimde aklımda birçok soru vardı. Hatta böyle muallakta bitirilmesi de eleştirildi ancak ben sevdim. Böylece dilediğin gibi bir son yazabiliyorsun diziye. Emeğiniz için teşekkürler sayın yazar... :) -nihce

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuzla beni çok mutlu ettiniz, çok teşekkür ederim :)

      Kesinlikle çok doğru, çok cesur başlangıçlar sağlandı Masum ve Fi dizileri ile birlikte. Şu an Fi sanırım Show Tv'de de yayımlanmaya başlamış ama sansürden ötürü pek izlenemiyormuş ve reytingleri bir hayli kötüymüş. O iş nasıl olacak düşündürücü.

      İlk başta final ile birlikte benim aklımda çok fazla soru vardı ama daha ilk sezonun ilk bölümünü izlediğim gibi bir şeyler yerine oturdu.

      Sezonun aslında iki sezon olacağını Ozan Güven'in bir röportajında daha duydum ben, tabii ikinci sezon 12 yerine Azra Kohen'in bitirme talebi ile 10 bölüme düşürülmüş o ayrı ama senaristler ilk bölüme de aslında bir selam çakabilmişler. İlk bölümde "Bir İnsan Yaratmak" ile ilgili demeçler veren siyahlar içerisindeki Can Manay, bu hikayenin sonunda bu defa tamamen beyazlara bürünerek dokunduğu herkesi de değiştirerek yepyeni insanlar yarattı gibi bir algı oluştu bende :)

      Çok teşekkür ederim tekrar yorumunuz için :)

      Sil
    2. O halde en kısa zamanda ilk bölümü tekrar izlemeliyim. Sayenizde belki ben de havada kalan o sorulara cevap bulabilirim. Ayrıca TV ile anlaşılması konusunda çok ümitli değildim, sansürsüz olduğu için sevdiğimiz diziyi sansürle yayınlamak çok akıllıca değil. Keşke internet dizisi olarak kalsaydı. :) Bir daha dizileri öncelikli olarak blogunuzdan takip edeceğim galiba. Çok teşekkür ederim cevabınız için. Can Manay gibi bizler de dokunduğumuz insanları değiştirme gücüne sahibiz, siz de yazınız ve yorumlarınızla bunu yapmış oldunuz. Başarınızın devamını diliyorum, takipteyim! :) -nihce

      Sil
    3. Ah çok teşekkür ederim yine bu güzel sözleriniz için :)

      Özellikle bloğumda incelediğim diziler, detaylı incelemeler yapabileceğim, mümkünse bir kitaba ya da öz geçmişe dayalı, ya da çok iyi oyuncular olarak bellediğim kişileri içeren dizi ve filmlere yönelik oluyor, içlerinde severek izlediklerinizi bulabilirseniz ben de çok mutlu olurum :)

      Çok güzel bir takipçi edinmiş oldum öyleyse, Nihce :X

      Sil
  19. Blogunuzda ve blogunuzdaki yazılarda gerçekten harika bir emek var. İzlemediğim birçok film, dizi ve kitap var öncelikle. Her zaman her yerde olamıyor ve her şeyi yapamıyoruz. Böyle zamanlarda onları deneyimlemiş kişilerin düşüncelerini okumaktan zevk alıyorum. Siz de çok güzel bir şekilde bunu icra ediyorsunuz. Vakit buldukça blogunuzdaki yazıları tek tek okuyorum. Okuyacağım da... Ben de çok teşekkür ederim. İyi ki karşıma çıktınız. Yeni fikirler ve yazılarda tekrar konuşmak üzere. Sevgiyle... :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Zamanla bloğumda çok sevdiğim ve en iyi filmler, en iyi diziler, en iyi animeler, en iyi kitaplar şeklinde analizlerini yapacağım eserleri de paylaşmak istiyorum. Sizler de yeni başlamışsınız sanırım bir araya gelmişsiniz o siyah ve beyaz dünyada. Hepinizi de çok merak ettim, çok güzel dillendiriyorsunuz düşüncelerinizi.
      Yeni yazılarda görüşmek üzere o halde, sağlıcakla kalın :)

      Sil

Birkaç Önemli Not:

1-Yorumlarınız benim için çok değerli. Bloğuma destek olmak adına olumlu-olumsuz yorum bırakabilirsiniz.
2- Profil üyeliğiniz olmasa bile Adı/Url sekmesini seçip kendi belirlediğiniz Url ya da isimle ve son olarak da Anonim profil seçeneği ile yorum yapabilirsiniz.
3- Öneri, görüş ve düşünceleriniz için "Feri Peri'ye Mektup" sayfası aracılığı ile mesaj gönderebilirsiniz...
4- Yorumunuza Smiley eklemek için, hemen alttaki linke tıklayarak beğendiğiniz bir ifadenin karşısındaki sembolleri kelimelerinizden sonra bir boşluk bırakarak yazabilirsiniz.

Yorumuna Smiley Eklemek İçin Tıkla